Yetişkin

 

‘’Zayıf olan güzel olandır’’  temelli toplumsal ve kültürel alanda yer alan reklam bombardımanına maruz kalmanın etkisiyle günümüzde  artan oranlarla karşımıza çıkar yeme bozuklukları.  Sayısal veriler sıklığın genç kızlarda  1/100 gibi oranda görüldüğünü iletse de, zayıflığın onaylanan bir toplumsal norm olması fark edilmesi ve rapor edilmesi zorlaştırır.

Belirtileri, birçok kadının hayatı boyunca başına gelebileceği kadar olağanlaşmıştır.  Yeme bozuklarını iki ana grupta toplamak mümkündür ;

·         Anoreksiya Nevroza

·         Bulumiya Nevroza 

Biraz daha yakından tanıyalım;

Anoreksiya nevrozadaki temel belirtiler; zayıf bir bedene sahip olma arzusu, kilo almaktan aşırı korku, beden imgesinde bozukluk ve adet kesilmesidir.  Hasta kilo kaybetme amacıyla özel davranış biçimleri geliştirir. Hastaların yaklaşık yarısı bütün yiyecek alımını ileri derecede azaltarak kilo kaybeder. Bazıları yoğun egzersiz yapar. Hastaların diğer yarısı sıkı diyet uygular, ara sıra kontrol kaybederek tıkınırcasına yemek yer ve ardından bu yediklerini kusarak çıkarır. Hastalar aldıkları besinlerin kilo yapıcı etkisini azaltmak için laksatif (ishal yapıcı) , diüretik (su atıcı) gibi ilaçlara da baş vurabilirler. Sonuçta hasta, sağlığını tehdit edecek ölçüde zayıflamış olurlar. 

Anoreksiya nevroza tip yeme bozukluğu olan kişiler; karbonhidrat ve yağ içeren gıdalar başta olmak üzere gıda alımını tamamen azaltır. Çoğunluğu gıda ile zihinsel düzeyde uğraşır, yemek tarifleri toplar, aileleri için özel yemekler yapar. Karbonhidratlı yiyecekleri saklar, cepte, çantada taşıyabilir. Kilo almadığına inanmak için aynaya uzun uzun bakar. Bazıları kendini tamamen şişman algılarken bazıları zayıf olduğunu, ancak karın, baldır, kalça gibi bazı bölgelerin şişman olduğunu kabul eder. Zayıflıklarının tehlikeli boyuta geldiğinin farkına varmaz. Kendilerinin etkisiz olduğunu hisseder, kilo kaybetme etkileyici bir başarı demektir ve öz saygıları ile kontrol duygusunu güçlendirir. Kendilik değerleri zayıflıklarına bağlıdır. Sıklıkla cinsel uyum kötüdür. Çoğu anorektik ergenin psikososyal cinsel gelişimi gecikmiştir ve erişkinlerde hastalığın başlaması ile cinselliğe ilgi çok azalmıştır.

Tedavi talebi azdır. Klinik çalışmalar sırasında depresyon, kaygı bozuklukları konusunda yardım istemeye gelebilirler. Dikkate değer oranda zayıf olduklarından uzmanların ve çevresindekilerin duyarlı ve destekleyici yaklaşımlarıyla yardım almaya yönlendirebilirler.

Bulumiya nevrozada ise;temel belirtiler; aşırı yeme atakları  ve ardından gelen kusmaların ön planda olduğu bir tablo seyreder. Hasta yine zayıf bir beden sahip olmak istediği için anoreksiya nervozadaki gibi yediklerini dışarı atmak, kalori yapıcı etkilerini gidermek için çeşitli yollara başvurur. Ancak burada  farklı olarak hasta hafif kilolu ya da normal beden ağırlığındadır.

Bulimiya nervoza genellikle bir yıl ya da daha uzun süreli diyet yaptıktan sonra gelişir. Diyet yaparak kilo kaybedilir veya başarılı olunamaz, ancak kilo kaybı, asla anoreksiya nervoza tanısı koyduracak nitelikte olmaz. Yemeyi kısıtlama,tıkınma atağına yol açabilir, bunlar da karında rahatsızlık hissi, kendini kusturma veya sosyal çevrenin baskısı ile sonlanır. Tıkınma atağını sıklıkla suçluluk duygusu, depresyon ve kendini eleştirme takip eder. Bazı hastalar kilo kontrolü için  müshil kullanır ve tıkınma,uzun süre aç kalma ardışık olarak yinelenir.Az sayıda hasta  su atıcı ilaçlar  kullanır. Tıkınma sırasında yenilen gıda yüksek kalorili ve hızlı yemeyi kolaylaştıracak yapıdadır. Kilo dalgalanmaları sıktır. Bazı hastaların el sırtında kusmanın yol açtığı nedbeler vardır. İştah azaltmak için uyarıcı madde kötüye kullanımı olabilir. Çoğu hasta düzenli yemek yemez, normal bir yemek sonunda doygunluk hissetmekte zorluk çeker. Genellikle evde, tek başına yemeği tercih ederler. Çoğunluğu normal ağırlık aralığının üst sınırında veya hafif kilolu olmalarına rağmen, ideal kilo olarak normal ağırlık aralığının alt sınırını tercih eder. Hastaların, yaklaşık % 10 u belirgin şişmandır. Çoğu hasta için tıkınma  nöbeti gerilim ve sıkıntıyı hafiflettiği için ödüllenmiş davranış olabilir. Sık olarak karmaşık, kişiler arası sorunlu ilişkiler, dürtüsel davranışlar ve yüksek düzeyde anksiyete ve kompulsif davranışlar sergilerler. Kendilik kavramları zayıftır ve mizaç bozuklukları görülme sıklığı yüksektir. Madde ve alkol kötüye kullanımı sıktır.  Hastaların dörtte birinde bu duruma ek olarak  gıda, giysi ve mücevher  çalma sorunu görülür.

İki yeme bozukluğu içinde ergenlik dönemi çok önemlidir. Kimliğin gelişimi, beden algısı, bedensel değişime oryantasyon bu süreçleri barındırdığı için başlangıç yaşları bu dönemlere rastlar. En riskli yaşlar anoreksiya 14-15 yaş aralığında, bulumiya Nevroza da ise; 18-19 yaştır.

Nasıl yaklaşımlarla yardım edilebilir?

·         Yoğun kilo kaybı ve/veya kusma atakları varsa, yatarak tedavi önerilebilir.

·         Ekip çalışması gerektirir, kadın doğum uzmanı, psikiyatrist, psikolog ve diyetisyen eşliğinde kişi öncelikle sağlıklı kilosuna getirilir.

·         Psikoterapi ile benlik algısı, beden algısı, kadınlık psikolojisi, dürtü kontrolü, anksiyete ve kompülsif davranışlar çalışılır.

·         Kişi ve ailesi grup terapisine yönlendirebilir.

 

Sağlıklı bir benlik algısı, yalnızca bedenimizin nasıl göründüğünden öte; hayata kattığımız değerler ve varoluş biçimimizden, öğrenilmiş yaşantılardan  ve de  bizi bekleyen yeni yaşantılara açık olmaktan geçer.

Yaşamda kontrol altına alabileceğimiz tek şey gibi gözüken beden ağırlığını, isteğimiz rakamları gördüğümüzde hissettiğimiz geçici hoşluk halini geri de bırakıp; hayatın bir çok alanında iyi hissetmeye odaklı, esnek, özgür, aktif ve dolu bir yaşam için kendimizle barıştığımız günlere…

 

Uzm.  Psk. Merve Otçeken

 

İnönü Cad. Gül Apt. No:3 D:3 Kozyatağı / İstanbul
0216 386 70 92