Yetişkin

 

Son dönemde adını sıkça duyduğumuz; günlük dilimizde kullanılan  depresyon hakkında bildiğimiz ve bilmediğimiz yönleri ele alıp yakından bakalım.

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2012’de açıkladığı değerlere göre üç yüz elli milyon kişi depresyon deneyimine sahip olarak kayıtlara geçmiş. Bu veriler bize;  psikolojik rahatsızlıklar arasında en sık karşımıza çıkan durumlardan biri olduğunu gösterir. Yaş, cinsiyet, ırk, maddi ve sosyal düzey ayırt etmeksizin herkesin başına gelebilen bir sağlık sorunudur. O yüzden büyük bir hassasiyetle tanımlanmalı, kişinin anlam dünyası içinde değerlendirilmeli ve yardım edilmelidir.

Tanımına bakacak olursak;  daha önceleri severek ve kendi isteğimizle yaptığımız aktiviteleri çeşitli çevresel, hormonal ve genetik bozukluklardan dolayı yapmak istemediğimiz, zevk almadığımız çökkünlük haline depresyon diyebiliriz.Fakat her çökkünlük hali depresyon değildir.  Belirtilerin; iki hafta süreyle her gün benzeri düzeyde sürüyor olması halinde kişinin depresyonda olduğu düşünebilir.

Belirtilerine bakacak oluyorsak;

§  Önceden yapılan işlerden ve aktivitelerden zevk almamak,

§  Gençlerde duygu değişiklikleri görülmesi, çabuk sinirlenmek,

§  Her gün sürekli kendini üzgün hissetmek, çökkünlük hali, (çok uyuma, uyku arasında sık sık uyanma, uykusuzluk çekme ya da az uyuma),

§  İştah artması veya azalması, buna bağlı kilo artışı veya kaybı

§  Bir işe motive olamamak, dikkatin çabuk dağılması, huzursuzluk

§  Kendini işe yaramaz, değeri olmayan biri olarak görmek, ölmeyi düşünmek,

§  Vücudun işlevlerinin azalması, cinsel isteksizlik, yorgunluk hisleri,

§  Geçmişi ve geleceği düşündüğünde karamsar olmak, yaptıklarından kendini sorumlu tutmak,

§  İntihar etmeyi düşünmek ve planlamak

 

Bu belirtiler dikkate değerdir, ancak belirti kümesi bununla sınırlı değildir. Yaşam enerjisinin tükendiği, günlük rutinin takibinin yapılmasının zorlandığı, dünyaya ve kendine dair umutsuz duygu, düşünce, davranış üçlüsüne rastlanır. Kişi için; anlam yitimi, neden yaşadığı soruları gündeme taşınır. Alanında yetkin bir ruh sağlığı çalışanıyla  yapılandırılmış bir  psikoterapiye çok hızlı ve olumlu yönde yanıt verecektir. Gerekli durumlarda antidepresan ilaç kullanımı da eklenebilir.

Uzman olarak ilk adım; sorunların fiziksel hastalıklardan bağımsız olup olmadığını test etmek olmalıdır. Bu da kan değerlerine bakmak yoluyla mümkün olur. Demir eksikliği, B 12 vitamini eksikliği, tiroid bozuklukları, depresyondaki bazı belirtilere çok benzer seyreder. Bunların  takviyesi kişiyi dengeli bir bedensel duruma taşır ve halen süren ruhsal süreçler kolaylıkla çalışılabilir hale gelebilir.

Depresyon tedavisi kadar, koruyucu ruh sağlığı da  büyük önem taşır. Ruh sağlığımız ve bağışıklık sistemimizi benzetecek olursak;  nasıl fiziksel olarak hastalanmamak için özenli beslenip, uykumuza dikkat ediyor ve fiziksel egzersiz yapıyorsak; ruhumuz için de aynı özenli yaklaşımı sergilemek; bizi depresyon gibi psikolojik sıkıntılardan korur.

Mevsim geçişleri, alınan güneş ışığı miktarı gibi çevresel faktörler de depresyon gelişimini tetikleyebilir. Bu sebeple olabildiğince beynimizi hormonal açıdan seratonin ve dopamin seviyelerini aktif tutacak şekilde gıda ve aktivitelerle beslemeliyiz.

Aktivite ve Beslenme Önerileri;

Aktivite;

·         Günde 30-40 dk. tempolu olarak açık havada yürümek

·         Sevilen dostlarla sıklıkla bir araya gelmek

·         Bağlanmak

·         Başkalarına yardım etmek (Sivil toplum kuruluşları vb.)

·         Duygu/düşünce/davranış günlüğü tutmak

·         Kendini ifade etmek

·         Yeni hobiler edinmek ve geliştirmek

 

Beslenme;

·         Omega 3 yönünden zengin beslenmek (Balık, ceviz, badem, koyu yeşil yapraklı sebzeler, ketentohumu, yerfıstığı, çiğ susam,  baklagiller gibi.)

·         Öğün atlamadan beslenmek (3-4 saatte bir yeterli vitaminler içeren menüler tüketmek)

·         Kan şekerini dengede tutmak (Hamur işi ve basit şekeri olabildiğince az tüketmek)

 

Bedeni ve beyni dengede tutabildiğimiz ölçüde, ruh sağlığımızda daha etkili dengede olacaktır. Kendimize ve dış dünyaya dair daha etkili düşünceler geliştirebilmek için, kendimizi besliyor olmak en temel yaklaşımdır. Coşku dolu ve keyifli bir yaşam için kendimizi beslemeye zaman ayırabildiğiniz günler dilerim.

Not: Bu tür bir süreçten geçiyorsanız; uygun bir uzman eşliğinde psikoterapi almanız tavsiye edilir.

Uzm. Psk. Merve Otçeken

 

İnönü Cad. Gül Apt. No:3 D:3 Kozyatağı / İstanbul
0216 386 70 92