Yetişkin

 

Kaygı konusu , psikoterapiler sırasında sıklıkla karşımıza çıkar. Sağlıklı olan düzeyle, olmayanı iyi ayırt etmek çok önemlidir. Kaygının sağlıklısı mı olur derseniz; evet olur.   Ancak dozu ve süresi önemlidir, fiziksel ve ruhsal olarak ‘’normal ‘’ sistematiğini bozmadığı sürece kaygılanmakta sakınca yoktur.  Bir örnekle açıklamak gerekirse; çok şifalı olan bir yiyeceği, bedeninizin ihtiyacından fazla miktarda ve süreyle  tükettiğinizde şifa yerine, hastalık getirecektir.

Kaygının etkili, dozunda olan halineendişeadını verebiliriz. Endişe kaygı gibi bir duygu değildir. Ancak koruyucudur.  Gerekli konu ve yerlerde önlem alabilmemiz için zaman verir. Bu sayede hayal kırıklığına uğrama riskini azaltılabilir. Yapıcı ve motive edicidir.  Eyleme geçmeye motive eder. Beyine, ‘’YAP, YAP’’ komutu verir.

Sağlıklı olmayan türdeki ise; durdurulamayan düşünceler akışı ve zincir olarak canlandırılabilir. Tanıdık geliyor mu?  En temel farklılık burada kişinin, belirsizliğe  karşı aşırı düzeyde tahammülsüz oluşudur.  

 

Şu örneği ele alalım;

Patronunuzun sizi yanına beklediğini asistanı iletti. Onun yanına gidene kadar aklınızdan ‘’performansımdan memnun değil, beni kovacak, parasız kalacağım, aileme bakamayacağım, eşim beni terk edecek, yapayalnız yaşlanacağım’’  gibi birbirini takiben olumsuz ve henüz belirsiz olan bir duruma yapılan algısal olarak çarpıtılmış düşünceler geçiyorsa kaygı yönetimi konusunda destek almanızda fayda olabilir.

Şimdi bir de şu zincir başka bir perspektif ile  ele alırsak; çağırıldığınızı duydunuz, aklınızdan geçen düşünceler  ‘’yanına çağırdığına göre bana bir şeyler aktaracak veya beni ilgilendiren bir konu olabilir’’ ama bu kadardır, zihin okumadan, yalnızca orada var olmaya odaklanmak olarak düşünülebilir.

İkisi arasında nasıl bir ayrım var, birincide olası en kötü sonuçlar kat ve kat artırılarak sonuç olarak görülen bir noktaya taşınmış ve en temel kaygı yaratan unsur ön plana çıkmış. İkincisi ise; hiçbir yorum ve anlam yüklemeden olanı olduğu gibi duymak, algılamayı içerir.

Hiç kimse isteyerek kaygı zinciri oluşturmaz. Oluşumunu fark etmek ve bu konuda yardım almak sizi, daha özgür ve az kaygı dolu bir yaşam için yol haritası sunabilir. 

 Yoğun kaygı ile yaşıyorsanız  önerim; 

·         Duygu, düşünce ve davranışlarınıza yalnızca gözlemci olun.

·         Araya mesafe koyarak  uzaktan bakın.

·         Sınırlarınızı ve sınırlılıklarınızı fark edin.

·         Belirsizliği ve çözülemeyen sorunların olabileceğini fark edip, kabule yönelin.

·         Olayları yorumlamayın. Yalnızca anlamaya çalışın.

·         İç kaynaklarınızı güçlendirin.

·         Bedeninizdeki kaygı işaretlerini takip edin, ve onlara gözlemci olun.

·         Uzman eşlikli nefes çalışmaları deneyin.

·         Sizi kaygılandıran konuların temellerini kavramak için  psikoterapi almaya başlayabilirsiniz.

Üretkenliğimizi ve güler yüzümüze kaygıların engel olmaması dileklerimle…   Uzm. Psk.Merve Otçeken

İnönü Cad. Gül Apt. No:3 D:3 Kozyatağı / İstanbul
0216 386 70 92