Özel Eğitim

 

Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocukların özellikleri bir yelpaze içinde seyreder. Her bir otizmli çocuk otizmden farklı düzeyde etkilenmekle birlikte, bir alanda tipik gelişim düzeyine sahipken diğer bir alanda yaşıtlarına göre gecikme gösterebilir. Bu alanlardan biri de dil ve iletişim becerileridir. Aileler, çocuklarının otizmli olmasından genellikle konuşmadaki gecikme ya da farklılıklardan dolayı şüphelenmektedir. Yelpazede, hiç konuşmayan ya da herhangi bir yolla iletişim kurmayan bireyler olduğu gibi, akranlarından ayırt edilemeyecek düzeyde iletişim becerilerine sahip bireyler de bulunmaktadır. Otizm Spektrum Bozukluğu olan bireylerde yaygın şekilde görülen iletişim özellikleri aşağıdaki gibi sıralanabilir (www.tohumotizmportali.org):

 

·         Ekolali (sözcük ve cümlelerin tekrarlanması),

·         Monoton ses tonu,

·         Dilin kullanımında farklılıklar ve kendiliğindenlik olmaması,

·         İşaretler, mimikler gibi alternatif iletişim becerilerini kullanmada başarısızdırlar,

·         Konuşurken birinci tekil şahısları (ben) yerine üçüncü tekil (Ayşe, Ahmet, vb) şahısların kullanılması,

·         Soyut ifadeler, mecazları anlamada güçlük yaşanması,

·         Sözel olmayan iletişim yetersizliği,

·         Alıcı dil (başkalarının söylediklerini anlama) ve ifade edici dil (konuşma) düzeyleri arasında fark olması şeklinde sıralanabilir.

 

Otizmli çocukların iletişim kurmada sergilediği güçlükler, yalnızca anlaşılmalarını ve anlamalarını zorlaştırmamakta, aynı zamanda iletişim kuramamaktan kaynaklanan davranış problemlerini beraberinde getirmektedir. Örneğin, acıktığını herhangi bir yolla ifade edemeyen otizmli bir çocuğun ağlaması sık görülen bir durumdur. Hatta bu davranış zamanla iletişimsel bir görev üstlenir ve çocuk zamanla acıktığını bildirmek üzere ağlama davranışını sergiler. Tüm bu nedenlerden dolayı otizmli bireylerin dil ve iletişim becerilerinin desteklenmesine ilişkin önemli noktalar, aileler ve uzmanlar tarafından gözden kaçırılmamalıdır. İzleyen bölümde, otizmli çocukların dil ve iletişim becerilerinin evde desteklenmesinde uygulanabilecek bazı pratik öneriler sunulacaktır.

 

1. Konuşma öncesi iletişim becerilerini destekleyin.

İletişim kurmak, konuşmaktan ve konuşulanları anlamaktan ibaret değildir. Hiç konuşmayan ya da çok sınırlı sesler çıkaran çocuklarda da iletişim becerileri geliştirilebilir. Tipik gelişen çocuklar konuşmadan önce bazı iletişimsel davranışları sergilemeye başlarlar. Çocuğun siz ona bir şeyler söylerken yüzünüze bakması ya da istediği oyuncağı işaret ederek size bakması bu davranışlara verilebilecek örneklerdendir. Otizmli çocuğa, konuşmuyorsa ve konuşmanın yerini alabilecek iletişimsel davranışları sergilemiyorsa, bu davranışları öğretmeniz hem onunla kolay iletişim kurmanızı hem de olası davranış problemlerini (ağlama, bağırma, eşyaları fırlatma, kendisine ya da karşısındakine zarar verme vb.) önlemenizi sağlar. Bunun için çocuğun kolay öğrenebileceği iletişimsel davranışlar seçmelisiniz. Çocuk bu davranışı sergilemede ustalaşınca ise daha üst düzey davranışlar bekleyebilirsiniz. Örneğin, çocuğun su istediği için bazı sinyaller verdiğini tahmin ediyorsanız onu mutfağa götürüp sürahiyi işaret etmesi için destekleyebilirsiniz. Bunun için parmaklarına şekil verip bu fiziksel yardımınızı zaman içinde geri çekebilirsiniz. Sonrasında ise çocuğun suya ulaşmasına mutlaka izin vermelisiniz. Benzer şekilde çocuğun ihtiyaçlarını bildirmesi için bazı resimler ya da işaretler kullanmayı öğretebilirsiniz. Örneğin, tuvaleti gelen bir çocuğa, üzerinde klozet resmi olan bir kartı alıp size vermesini ya da parka gitmek isteyen bir çocuğa üzerinde park resmi olan bir kartı alıp size vermesini öğretebilirsiniz. Önce birkaç ihtiyaca yönelik görselleri kullanmayı öğrettikten sonra bu görsellerin sayısını artırabilir, bu kartları kolaylıkla seçebileceği çanta ya da klasörler hazırlayabilirsiniz. Eğer çocuğun görselleri ayırt etmekten ziyade işaretlerle daha kolay iletişim kurabileceğini düşünüyorsanız, ya da denedikten sonra öyle olduğuna karar verdiyseniz bu yolla iletişim kurmayı öğretmeyi deneyebilirsiniz. Örneğin, tuvaleti gelen çocuk göbeğine iki kez vurabilir ya da acıktığında dudaklarına dokunabilir. Bununla birlikte görsellerin herkes tarafından kolaylıkla anlaşılabilir olması görsel kullanımının daha etkin olmasını sağlamaktadır.

 

 

 

2. Fırsatlar sunun/oluşturun.

Yeterince fırsat sunmamak, yalnızca otizmli çocuklar için değil, tüm çocukların gelişim sürecinde yapılan yanlışlardan birisidir. Çoğu zaman çocuğun hiçbir şey istemesi gerekmez. Acıkmadan yemeği önüne gelir, susamadan su verilir ya da üşümeden giydirilir. Bu durumda zaten iletişim kurmaya istekli olmayan otizmli çocuğun, iletişim kurmaya çabalamak için bir nedeni de kalmaz. Bazen yalnızca bu iletişim fırsatlarının oluşması için izin vermek bile, iletişim becerilerinin gelişmesini beraberinde getirir. Bunun için günlük yaşam içinde kendiliğinden oluşan fırsatları değerlendirmek, yeterli sayıda oluşmayan fırsatlar içinse yenilerini düzenlemek gerekir. Örneğin, yapboz yaparken tek parçasını elimizde tutup, su bardağını yüksek bir rafa koyup ya da sevdiği şekerlerin bulunduğu kavanozun kapağını sıkıca kapatıp bizden yardım istemesi için fırsat oluşturmak önemlidir. Günlük yaşama bir de bu yönden bakmak, aslında tek bir günün bile ne kadar çok öğrenme fırsatını içerebileceğini gösterecektir. Anlasanız bile anlamıyormuş gibi yapmanız ve çocuğa, anlaşılması için ne yapması gerektiğini öğretmeniz sunabileceğiniz en önemli desteklerden birisidir.

 

3. Model olun ve dil girdisi sağlayın.

Günlük yaşamda içinde bulunduğunuz durumla, yaptığınız işle ya da diğer insanların yaptıklarıyla ilgili mümkün olduğunca basit ve sade ifadelerle konuşmanız, çocuk için uygun dil girdisi sağlayacak ve dağarcığına yeni ifadeler ekleyecektir. Ayrıca, size taklit edebilen çocuklar için bu katkı, size model alarak yeni iletişimsel davranışlar sergilemesine yardım edecektir. Örneğin parktan eve gelirken, “Oyun bitti, eve gidiyoruz. Bak, orada kuş var. Ağaç yeşil.” gibi basit ifadeler kullanabilirsiniz. Benzer şekilde, işaret etme yoluyla su istemeyi öğrettiğiniz bir çocuğa, doğru işaret etme davranışının ardından “Evet, su istiyorsun. Su. Haydi sen de “su” de. Su.” diyebilir ve benzer bir ses çıkarması için bekleyebilirsiniz. Ancak bu noktada gereğinden fazla ısrarcı olunması, davranış problemlerine yol açabileceğinden bu, dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Birkaç tekrardan sonra çocuğun suya ulaşmasına izin vermek davranış problemlerini önleyebilir.

 

İletişim davranışını ödüllendirin.

Davranışımızı büyük ölçüde devam ettiren, sonucunda kısa ya da uzun vadede kazandıklarımızdır. İletişimsel davranışları bu açıdan bir avantaja sahiptir. Çünkü iletişimsel davranışın kendisi, bireyin istediği bir şeye ulaşmasını sağladığı için doğal olarak ödüllendiricidir. Örneğin, çocuk “su” diyerek suya ulaşır, “acıktım” diyerek karnını doyurur, üzerinde park görseli olan kartı vererek parkta eğlenceli zaman geçirir. Tüm bunlar, çocuğun davranışlarının doğal sonucudur ve ödüllendiren sonuçları olduğu için bu davranışların sürme olasılığı oldukça yüksektir. Bununla birlikte, iletişimsel davranışlar desteklenirken, davranışların doğal sonuçlarının yanı sıra sosyal ödüller sunmak etkililiği artıracaktır. Örneğin çocuk bizden onu kucağımıza almamızı istiyor ve bu yüzden “kucak” diyorsa, onu kucağımıza alırken aynı zamanda “Kucaklamamı istiyorsun. Ne kadar güzel “kucak” dedin” diye eklemek sunulabilecek sosyal ödüllere bir örnektir. Başlangıçta bizim yardımımızla da olsa gerçekleştirilen tüm uygun iletişimsel davranışlarda bu sosyal ödül sağlanırken, zaman içinde yalnızca yardımsız davranışlar sosyal olarak ödüllendirilebilir ve en sonunda iletişimsel davranışlardan yalnızca bazıları sosyal olarak ödüllendirilerek yalnızca davranışın doğal sonucunun ödüllendirici olması beklenebilir.

 

Kabul edin ve isteyin.

İletişimsel davranışı anladığınızı çocuğa mutlaka iletin. Ancak bu davranışın yeterli olmadığını düşünüyorsanız daha fazlasını isteyin. Böylece onun iletişimsel davranışını anladığınız, ancak daha fazlasını istediğiniz mesajını vermiş olursunuz. Bunun için iletişimsel davranışı kabul edin, ancak davranışın nasıl gerçekleşmesi gerektiği konusunda çocuğa yardım edin. Örneğin, işaret ederek su isteyen ya da su isterken “buu” diye bir çocuğa, “Evet, anladım. Su istiyorsun. Haydi söyle, “su”” diyerek davranışı kabul etmiş, ancak daha uygun olan davranış için de model olmuş olursunuz. Bu modeli sunduktan sonra kısa bir süre bekleyerek çocuğa taklit etme fırsatı vermş olursunuz. Gereğinden fazla ısrarcı olmanın davranış sorunlarını tetikleyebileceğini unutmayın.

 

Taklit oyunları oynayın, şarkılar söyleyin.

Çocukla karşılıklı olarak birbirinizin hareketlerini, seslerini ya da sözlerini taklit etmeniz çok önemlidir. Henüz sesleri taklit edemeyen bir çocukla bazı beden ve yüz hareketlerini taklit etmesini teşvik edebilirsiniz. Sesleri taklit edebilen bir çocuktan ise kısa sözcükleri sizin ardınızdan tekrarlamasını isteyebilirsiniz.

Müzikten hoşlanan çocuklarda şarkılardan da yararlabilirsiniz. Bazı çocuklar sevdikleri şarkıları dinlemeyi ve dinlerken eşlik etmekten çok hoşlanırlar. Bunun için şarkı söylemeye başlayıp, şarkının bazı yerlerinde durarak çocuğun şarkıyı tamamlamasını ya da içinden bir sözcüğü söylemesini teşvik edebilirsiniz.

 

Uzm. Psk. ve Özel Eğitim Uzmanı

Ayşe Büşra Subaşı Yurtçu

İnönü Cad. Gül Apt. No:3 D:3 Kozyatağı / İstanbul
0216 386 70 92