Çocuk

 

            Önceki yazıda, bebeklerde duygusal bağlanmadan bahsetmiştim. Annelerin, iki yaşına gelene kadar bebekleriyle kurdukları duygusal ilişkinin bebekler için ne kadar önemli olduğunu anlatmıştım.

Özetle, içgüdüsel olarak korunma ve güven arayışı içinde olan bebekler, annelerinin onlara verdikleri tepkilerden yola çıkarak kendilerine ve diğer insanlara dair bir şema oluşturuyorlar. Bu nedenle annelerin bebekleriyle ‘kaliteli’ zaman geçirmesi ve onlardan gelen sinyallere cevap vermesi büyük önem taşıyor.

Bundan sadece bebeği beslemek, altını değiştirmek veya ağladığında susturmak anlaşılmasın. Asıl kilit nokta annenin bebeğiyle düzenli olarak duygusal bir ilişki kurması, ona her koşulda yanında olduğunu hissettirmesi. Bu sayede bebek, ihtiyacı olduğunda kendisini koruyan ve kollayan birinin var olduğunu, yani güven duygusunu hissederek büyüyor.   

Bebeklerde duygusal bağlanma tarzlarını araştıran Mary Ainsworth çalışması sonucu şu kategorileri oluşturmuş:

1-                 Güvenli bağlanma:Annesiyle güvenli bir bağ geliştiren bebekler korktukları ya da stres yaşadıkları zamanlarda doğrudan annelerine koşuyor. Annelerinin varlığı onları yatıştırmaya yetiyor. Sevildiğini, korunduğunu ve değer verildiğini bilerek büyüyen bu bebekler anneleri yanlarındayken güvenle etrafı inceliyor, yeni keşifler yapıyor. Annelerinin bir süre yanlarından ayrılması ise bebeklerin çok fazla keyfini kaçırmıyor. Çünkü terk edilmeyeceklerinden eminler. Annelerinin geri dönüşünü ise sevinçle karşılıyorlar. Güvenli bağ oluşturan bebeklerin annelerine baktığımızda bebeklerden gelen sinyalleri doğru algıladıklarını görüyoruz. Örneğin, ağladıklarında onları hemen kucaklıyorlar ve yatışana dek avutuyorlar. Yumuşak, destekleyici ve işbirliği içindeler. Onları kendi günlük programlarının içine bir şekilde katmak yerine, ortak bir günlük program kurmayı başarıyorlar.

2-                 Kaygılı- kararsız bağlanma: Bu bebekler, annelerine sanki yapışmış gibi yaşıyorlar. Anneleri yanlarından ayrıldığı zaman son derece huzursuz olsalar da, anneleriyle bir araya gelmek onları yatıştırmaya yetmiyor. Bu sefer de annelerini itmek, vurmak gibi saldırgan davranışlar gösteriyorlar. Bu gruptaki bebeklere bakıldığında, annelerinin genelde onların ihtiyaçlarına karşı tutarsız davrandığı görülmekte. Yani annelerin bazen öyle bazen başka türlü davranması, bazen orada olması bazen olmaması bebeklerin kafasını karıştırıyor. Ne bekleyeceklerini bilemediklerinden, bir türlü de streslerini yatıştıramıyorlar.

 

3-                 Kaçınmacı bağlanma:Bu gruba giren bebekler anneleri yanlarında olsa da, yanlarından ayrılsa da çok fazla aldırış etmiyor gibi görünüyorlar. Onları dışarıdan bakıldığında ‘sakin’ olarak adlandırmak mümkün. Oysa ki bu sakinliklerinin ardında bir savunma mekanizması gizli. Bu gruptaki bebeklerin anneleri genelde bebeklerden gelen sinyallere karşı ilgisizler. Örneğin, bebek üzgün gözüktüğünde anneleri onlarla duygusal bir iletişim kurmuyor. Tam tersine anne de içine kapanıyor. İsteyerek ya da istemeyerek ihtiyacı olduğunda çocuklarının yanında olmuyorlar. Onlarla fiziksel kontaktan kaçınıyorlar. Bu nedenle bebek annesinden güven ve koruma talep etmemeye başlıyor. Annesinin, ihtiyaçlarına cevap vermeyeceği düşündüğü için, hiçbir şey beklememeyi seçiyor.

 

 

Anlaşılacağı üzere, annelerin bebekleriyle düzenli bir şekilde kurduğu doğru iletişim bebeklerin sosyal gelişimini önemli derecede etkiliyor. Araştırmalar anneleriyle güvenli bağ kuran çocukların okul başarılarının ve sosyal iletişim becerilerinin daha iyi olduğunu gösteriyor. Kısacası bu konuda da annelere büyük görev düşüyor.

İnönü Cad. Gül Apt. No:3 D:3 Kozyatağı / İstanbul
0216 386 70 92