Çift ve Aile

 

BİRBİRİMİZİ ANLIYOR MUYUZ?

 

İletişim, daha doğrusu iletişimsizlik gittikçe daha da önemli bir sorun halini alıyor. “Aynı dili konuşan insanlarız. Ben ne demek istiyorsam, karşımdaki de onu anlar. Ya da ben ne anladıysam, karşımdaki de onu demek istemiştir” diye düşünebilirsiniz. Gerçekten böyle olduğuna emin misiniz?

Örneğin, son yıllarda çok sık kullandığımız e-mail ve sms’leri ele alalım. Tüm tonlamaların, mimiklerin yok olduğu bu iletişim mecraları bence en tehlikeli olanlar. Çünkü verilmek istenen mesajı nasıl yorumlayacağınız tamamıyla size kalıyor.

Aynı cümleden birbirinden farklı birçok anlam çıkabiliyor. İşin can alıcı kısmı ise şu noktada kilitleniyor: Sizin bu mesajı algılama biçiminiz, nasıl hissedeceğinizi ve davranacağınızı belirler.  Örneğin müdürünüz size ‘yarın sabah en geç 9’da ofiste olmanı rica ederim’ demiş olsun. Müdürünüzün size geç geldiğinizi ima ettiğini düşünürseniz strese girersiniz. Eğer önemli bir toplantıdan bahsettiğini düşünürseniz, heyecanlanır ve meraklanırsınız. Sizi cezalandırdığını düşünürseniz ise muhtemelen ona sinirlenirsiniz.

İletişim problemleri hayatın her alanında sık sık karşımıza çıkıyor. Belki de en sık olarak ikili ilişkilerde… Eşler birbirlerini çok iyi tanıdıklarını düşünerek, çoğu zaman söylenen lafların arkasına gizli manalar sıkıştırıyorlar. Karşı tarafın belli hareketlerini, davranışlarını tamamen ‘kafalarındaki şablona göre’ algılıyorlar. Sonra da kıyamet kopuyor.

 

Bazı noktalara dikkat ederek bu sorunu minimuma indirebiliriz:

 

  1. SORU SORUN: Karşınızdaki kişinin ne demek istediğini, neden belli bir şekilde davrandığını anlamadığınızı düşünüyorsanız, kafanızda kurmaya başlamadan önce bunu ona sorun. “Ben dediğinden şu anlamı çıkardım. Sahiden onu mu demek istedin?” Bu soru sayesinde hem ona değer verdiğinizi ve anlamaya çalıştığınızı göstermiş olursunuz, hem de yanlış anlamaların önüne geçersiniz. Hatta isterseniz bunu aranızda bir oyun haline de getirebilirsiniz.
  2. GERÇEĞİ TEST EDİN: Belli bir yorum yapmadan önce kendinize şu soruyu sorun: “Gerçekten de benim sandığım şeyi mi demek istedi? Bunu demiş olması ne kadar güçlü bir ihtimal?” Özellikle de negatif olayları üstüne almayı alışkanlık edinmiş biriyseniz, bu sayede farklı bakış açılarını denemeyi öğrenebilirsiniz. Örneğin kendinize şu soruları sorabilirsiniz: “Onun böyle demek istediğini nereden biliyorum? Elimde ne gibi bir ispat var? Kendi yorumumu test etmek için neler yapabilirim? Bu yorumumu destekleyen veya ona karşı gelen neler var?”
  3. FARKLI YORUMLAR GELİŞTİRİN: Karşınızdakinin ne demek istediğini nereden bilebilirsiniz ki? Onun aklını mı okuyorsunuz? O zaman onun davranışına farklı açıklamalar getirmeyi deneyebilirsiniz. Örneğin, belki sadece iş yüzünden canı sıkkın olduğu için bugün sizinle az konuşuyor. Belki sadece çok yorgun ya da düşünceli. Farklı açıklamalar getirebildiğiniz noktada, duygularınızın da değiştiğini göreceksiniz. Eşinizin size kızmadığını, sadece yorgun olduğu için sessizleşmiş olabileceğini düşündüğünüzde ona karşı daha olumlu yaklaşabileceksiniz.
  4. AKTİF DİNLEYİN: Karşınızdaki kişi size bir şeyler anlatmaya çalıştığında tüm dikkatinizi ona verin. Onu dinlerken anlamadığınız yerlerde soru sorarak, anladığınız noktalarda ise kafanızı sallayarak ilginizi gösterebilirsiniz. Bunu yaparken, onun söylediklerine değer verdiğinizi ve onu içten bir şekilde anlamaya çalıştığınızı ve kesinlikle yargılamadığınızı belli etmelisiniz.

 

Böyle bir iletişim tarzını çocuklarınıza karşı da uygulayabilirsiniz. Böylelikle hem annelerinin onları önemseyip değer verdiğini görecekler hem de kendi sözlerinin arkasında durmayı öğreneceklerdir.  

 

İnönü Cad. Gül Apt. No:3 D:3 Kozyatağı / İstanbul
0216 386 70 92